İnsanların güneş enerjisinden faydalanması, ısınması, aydınlanması, topraktan verim alması çok eskilere dayanmaktadır. Güneşin bir enerji olarak ve bilinçli bir şekilde kullanımının ilk olarak M.Ö 400’lü yıllara dayandığını söyleyebiliriz. Evlerin güneşli cephelere bakması teşvik edilerek, ısı ve ışıktan yararlanma yoluna gidilmiştir. 1600’lü yıllarda ise merceğin bulunmasıyla güneşin kullanımında farklı bir noktaya gelinmiştir. 1725 yılında ise güneş enerjisi ile çalışan su pompası icat edilmiştir. 1850’li yıllarda da güneş enerjisine bağlı olarak buhar makinesi icat edilmiştir. Ülkemizde ise 1970’li yıllarda Ortadoğu Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesinde çalışmalar başlamıştır.
Sanayide güneş enerjisi panellerinin kurulum kararı verilmesi ve fizibilitesi konusuna girmeden önce ülkemizdeki güneş enerjisine uygun arazi tespiti konusuna değinmekte fayda görmekteyim. Ülkemizde en çok güneş alan bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. Bu bölgeyi Akdeniz Bölgesi takip etmektedir. Karadeniz Bölgesi ise en az güneş ışığı alan bölgedir. Güneş Enerjisi santrali kurulması durumunda Güney Doğu Bölgesinde yapılacak yatırımdan daha fazla elektrik üretileceği ve daha fazla enerji satılacağı aşikardır. Ancak konut, işyeri ve fabrikalara güneş enerji paneli kurulması konusunda durum çok farklıdır. Birçok parametre bulunmaktadır. Karadeniz Bölgesinde / Batı Karadeniz’de kurulacak güneş panelleri de görece olarak kısa süre içinde kendini amorti etmekte, enerji maliyetlerinizi düşürmekte ve üzerine fazla enerjiyi devlete satarak kara geçmenizi sağlamaktadır.
Çalışmamız, batı Karadeniz bölgesinde elektriğe bağlı üretim yapan bir yatırım için şekillendirilmiştir. Bahsi geçen bölge için güvenilir solar şirketlerinden alınacak hizmet ile güneş enerjisi simülasyon programlarından faydalanarak yapılacak çalışmaların sonucu güneş enerjisinden faydalanma açısından farklı sonuçlar çıkmaktadır. Bu programlara işlenmiş olan coğrafi bilgi sistemleri ve güneş enerjisi harita tabanları uydudan alınan gerçek çatı veya saha görüntüleri ile entegre edilerek değerlendirme yapılmaktadır.
Yapılan çalışmalarda fabrikanın maksimum yıllık enerji tüketimi baz alınarak, bunun tamamının güneşten karşılanması için trafo gücü hesap edilmektedir. Yeni kurulmakta olan bir fabrika için trafo yatırımında güneş enerjisi verileri dikkate alınmaktadır. Bu durumda elektrik gideri yüksek kabul edilen söz konusu fabrika için o bölgedeki güneş verilerinin incelenmesi ve fabrika arazisine ait uydu fotoğraflarından yapılan kabaca yerleşime göre kaç m2’lik güneş panellerinin konması gerektiği ve buna paralel olarak çatı yüzeyinin ne kadar olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu modelde fabrika çatılarının tamamı ve ışıldakların bir kısmı panel ile kapatılabilmektedir. Bu noktada çatı için kar ve diğer yükler hariç m2’de 15 kg’lık ilave bir yük oluşacağı öngörülmektedir. Bu fazla olmayan yük değerine göre fabrika ve çatı statik hesapları yapılmaktadır.
Öte yandan halen çalışmakta olan ve elektrik girdisi çok olan bir fabrikaya güneş paneli yerleştirilmesi modelinde ise gerçekte tesisin kurulu trafo gücüne göre çatı için kurulacak maksimum güçte sistemler hesaplanmaktadır. Kurulacak bu güce göre tesisin yıllık enerji ihtiyacının ne kadarının karşılanacağı tespit edilmektedir. Tesisin yıllık enerji ihtiyacının tamamının karşılanmasının talep edilmesi durumunda çatı haricinde tesisin farklı yerlerindeki stok sahaları, bahçeler ve boş arazilerden faydalanılmaktadır. Ancak incelenmekte olan yatırımın elektrik tüketiminin fazla olmaması durumunda ise çatı üzerine yerleştirilecek paneller enerji ihtiyacının tamamının karşılanması için yeterli olacaktır. Burada bir parantez açarak yere kurulan sistemlerin daha verimli çalıştığını belirtmek isterim.
Yapılan hesaplamalar sonucu söz konusu bölgede, elektrik tüketiminin çok olduğu bir yatırımda –yıllık enerji tüketimlerindeki olağanüstü iniş çıkışlar hariç- yatırımın 4-5 yılda kendini amorti edeceği öngörülmektedir. Aylık ve yıllık enerji tüketimlerindeki değişimlere paralel olarak amorti süreleri değişeceği gibi özelleşen elektrik piyasasında elektrik tedarik fiyatlarında yaşanacak hareketler de yatırımın fizibilitesine direk etki edecektir.
Yatırımın fizibilitesine ekti edecek bir diğer husus da devletin verdiği teşviklerdir. Organize Sanayi Bölgelerinde yapılan ve elektrik satışını içermeyen güneş enerjisi yatırımları için KDV teşviği getirildiği bilinmektedir. Yatırımın OSB sınırları içinde olmaması durumunda ise Türkiye’deki yatırım teşviği verilen bölgelerdeki teşvik sıralamasına göre çeşitli oranlarda KDV muafiyeti sağlanmaktadır.
Bunun dışında, enerji satıcısı lisansı almadan kendi tüketiminize göre kurulan sistemlerde, ay sonu tüketilenden fazla üretim yapılmış olması durumunda fazla elektrik devlet tarafından satın alınmaktadır. Bu satın alma bedeli faturadaki “Aktif Enerji Bedelinden”, “Dağıtım Bedeli”nin ½’sinin çıkarılması ile bulunmaktadır.
Biraz daha açmak gerekirse sistem üretilen elektriğin önce kendi deponuzda/güneş enerjisi pillerinde depolanması, sonra şebekeye verilmesi esasına göre çalışmaktadır. Gün içerisinde kendi kullanımınızda bir yük oluşmuyorsa, anlık çekiminiz fazla değilse ve deponuz doluysa elektrik şebekeye gitmektedir. Ay sonunda yapılan mahsuplaşma esnasında tükettiğinden fazla üretim yapmış olduğunuz ortaya çıkarsa devlete belli yönetmeliklere göre satış yapılmaktadır.
Son lisanssız elektrik üretimi yönetmeliği ile enerji satıcısı olmayan abonelerin her 100 birimlik elektrik tüketimleri karşılığı en fazla 200 birimlik üretim yapması durumunda kalan 100 birimlik fark devlet tarafından satın alınmaktadır. Daha fazla üretim olması durumunda devlet tarafından bedelsiz olarak alınmaktadır.
Gelinen bu noktada güneş panel sistemlerinin daha farklı avantajları da söz konusudur;
- Güneşten faydalanılması sebebiyle trafolara yük fazla binmemektedir, şebekeye daha az yük binmesi sonucu daha az arıza yaşanmaktadır. Depolama sistemi sebebiyle enerji dalgalanmaları daha az olmaktadır.
- Çatı üzerindeki paneller aynı zamanda izolasyon etkisi sağlaması sebebiyle yazın ısıya kışın soğuğa karşı fayda sağlamaktadır.
- Temiz enerji kullanılması sebebiyle dünya karbon salınımının azaltılmasına sağlanacak katkının yanı sıra bir bireyin, bir ülkenin veya bir kuruluşun sürdürdüğü faaliyetler sonucu atmosfere saldığı sera gazlarının karbondioksit cinsinden karşılığı olan karbon ayak izinde azalmaya sebep olacaktır. Yeşil enerji, yenilenebilir enerji kullanımı ile gerek bireyler, gerekse de kurumlar doğa, sağlık ve ekonomi alanında önemli kazançlar ve geri dönüşler sağlayacaktır.
- Çok büyük oranda ithal ettiğimiz doğalgaz, kömür gibi kaynakların kullanımını azaltarak, ülke cari açığın kapanmasına fayda sağlanacaktır.
- Bakım ihtiyacı çok az olan bir yatırımdır. Sadece belirli aralıklarda temizlik gerektirmektedir.
- Belirtilen sürelerde yatırımlar kendini amorti etmekte ve 25 yıl sorunsuz kullanabilmektedir. Panel üreticileri genelde 25 yıl üretim performansı vermektedir. (25 yılın sonunda %85 garanti devam etmektedir.)
Sistemlere verilen garanti konusunu biraz açmak gerekirse ; Genelde güneş enerjisi ekipmanı imal eden firmalar ve kurulum firmaları müşterilerine sistemin performans garantisini vermektedir. Kurulum ile birlikte tesise yerleştirilecek olan hava istasyonu/küçük meteoroloji istasyonu ile birlikte 25 yıllık panel garanti süresinde ve sonrasında anlık olarak güneşle ilgili ölçümler yapılmaktadır. Bu ölçümlere göre, fizibilite esnasında müşteriye bildirilen güneş değerleri ile sistemin çalışması esnasında, herhangi bir zamanda ölçülen güneş değerleri arasında bir fark yok iken, güneşten elde edilen elektrik enerjisinde bir azalma var ise müşteri devam eden garanti kapsamında gerekli değişikliği yaptırabilmektedir. Hukuki olarak zararını tazmin ettirebilmektedir. Ancak doğa olayı olarak güneşte bir değişiklik olması, etkisinin azalması, ışınların geliş açısında bir değişiklik olması gibi iklim bilimini ilgilendiren büyük değişimlerden dolayı elde edilen elektrik enerjisinde bir azalma olması durumunda firmanın herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Gelinen bu noktada yatırımın düşünülmesi durumunda güvenilir çözüm ortaklarımız ile birlikte yapılacak fizibilite çalışmasını takiben çatıların statik durumu tetkik edilerek detaylı bir keşif yapılacaktır. Bu keşifin sonunda çıkacak güneş enerjisi gücüne ve yatırım maliyetine karar verilmesi durumunda gerekli izin süresi için 3 ay, malzeme tedarik ve kurulum süresi için de 6 ay öngörülmektedir.
Güneşli gün ve saat olarak çok cazip olmadığı düşünülen Karadeniz coğrafyası ile benzer bir coğrafyada yer alan ve nüfusu ülkemize yakın olan Almanya, güneş enerjisi konusunda çok güzel bir örnek teşkil etmektedir. Pandemi ve Ukrayna-Rusya savaşı öncesi nükleer enerjiden çıkış kararı alan ve 2024’e kadar ülkedeki tüm nükleer güç santrallarını kapatmayı planlayan Almanya’nın güneş enerjisi, rüzgar enerjisi vb. (yenilenebilir enerji) ile bu açığını kapatmaya karar verdiği bilinmektedir. Ukrayna-Rusya savaşından sonra bu yatırımlara hız vermiştir. Öte yandan yağmurlu ve kapalı hava açısından Batı Karadeniz Bölgemiz ile benzerlik gösteren İngiltere’deki güneş enerjisi yatırımları da ülkemizdeki yatırımlara oranla çok daha fazla olduğu bilinmektedir.
Sonuç olarak güneşten çok daha fazla verim alınan , daha fazla güç üretilen ve bu sebeple yatırım maliyetinin daha düşük olduğu ülkemizin güney , güneydoğu , orta ve batı bölgeleri için kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak görülmektedir.
Sözün özü sanayide kurulan güneş enerjisi panelleri , fabrikaların üzerine kurulan fabrikalar gibi gelir getirmektedir.